Wednesday, 10 February 2016




    OTIZM Ve PESTISID
    
         Otizm vakkalari tarım alanında kulanılan zirai ilaçlarla artış gösteriyor. Bunun birçok  örneği özellikle büyük uluslararası ilaç fabrikalarının deneme bölgelerinde ,artan otizm vakkalarında gozlemlemek mümkündur.
Hawai de , Amerikada bu tür deneme bölgelerinin , yakıninda  yaşıyan ailelerin, neredeyse tüm çocukları otist olmuş. Bu zirai ilaçlar ,üçüncü dünya ülkelerine satılıyor.
İlk etkilenen gurup , tarım ilaçlarını topraklarında uygulayan tarım işçileri. Daha sonra tarım alanından yayılan  suya ,yediğimiz besinlere kontamine olan bu ilaçlara maruz kalan anne adaylarının  çocuklarınin  otist olma olasılığı çok yüksek.
Çünkü pestisit rezidüleri nörotoksik ,bebegin , beyin gelişimini ,sinirlerin iletişimini engelliyor.
Yapılan araştırmalarda, doğan bebeklerin kafatasının olması gerektiğinden daha az geliştiğini ve bunun beynin gelişimini engellediği yönünde.
Tarım alanlarına yakın bölgelerde yaşayan hamilelerin özellike önlem alması şart. Eskiden doğayla yaşam ,insanı, sağlıklı kılarken uygulanan pestisitler doğal yaşamla birlikte tüm yakın bölgelerde yaşayan insanalrin sağlığını direkt etkiliyor.
Tarım ilaçlarının , dozunun, çeşidinin düzenlendiği kanun metni ülkemizde nasıl işliyor bilemiyorum.
Ancak Belçikada var olan Çevre Polisliği mesleğinin, bir an evvel ülkemde birebir uygulandığını görmek büyük bir kurtuluş olabilir.
Yeniden yapılan düzenlemelerle tarım işçileri ve halkın sağlığı bilincli olarak koruma altına alınmasi icin onlem alinmasi zorunlu bir ihtiyactir.
TOHUM ve TARIH 
 
 Yasadigimiz dunyadan  baska gidecek yerimiz yok.Nufus artiyor ,nufus arttikca  onceligimiz insa ettigimiz binalara veriyoruz .Tarim alanlarini hice sayarcasina tuketiyoruz .  Gun gectikce tarim arazileri ,hizli bir sekilde binalara donusuyor . Birey olarak ve toplum olarak tek sey dusunuyoruz,dogayi yikmak yok etmek adina,konforlu yasamlar surmek.
 OGM li urunlerle ,daha fazla urun elde edebilmek adina ,halkin sagligi ve cocuklarimizin gelecegiyle oynuyoruz.  
  OGM  li urun kullanmamiza sebeb olan nedenlerden biri , artan besin ihtiyacini  karsilayabilmek ve urunun fiyatini dusurmek  adina yapilan yogunlastirilmis tarim.
   Yapilan yonlendirmelerle son yillarda sagligimizla oynaniyor.En basta ciftciler ,cunku kullandiklari tarim ilaclari yuzunden yuksek oranda kanser olma riski tasiyorlar. 
  Satin alinan , genetikce guclendirildigi soylenen hybrit tohumlar eger ,ureme ozelligi tasimiyorsa yerli tohumlarin genetik yapisina etkisi  yok . Ancak ,bu kullanilan tohumlar ureme ozelligi tasiyorsa  ruzgarla savrulan polenler yerli tohumla ureyen kulturun yapisini genetik olarak degistiriyorlar . Genetik yapisi degisen urun ,kendine has ozelliklerini kaybetmis oluyor.  
  Bunun en yakin ornegi Guney Amerika’da Meksika’da yasanmakta. Misir tarim bitkisi, Meksikanin, mitolojisindeki varligiyla onemini gosteriyor. Meksika da ilk insanin , sari misir ile beyaz misirin birlesmesinden dogduguna inaniliyor. 
 Daha once 65  farkli yerli misir yetisirken, bu sayi son senelerde 35’e dusmus.Sebebi Monsanto nun sattigi ,ureme kabiyeti olan misirlarin, yerli mahsulun genetik yapisini degistirmesi.    
   Globallesme , sadece televizyon kanallariyla degil, yedigimiz sebze meyvaya da yansimis durumda. 
  Genetik yapisi degismis tohumla yaratilmaya calisilan tek tip kultur aslinda buyuk bir tehlikeye gebe. Olabilecek bir salginda, ayakta kalabilecek dayanikli bir kultur olamayacak. Cesitlilik ,dogal hayatin devamini saglayan bir ozellik. 
  Bunu onlemek adina CECAM adinda FAO destekli kurulus halka toprak temin ediyor. Gozden cikarilmis toprak parcasi degerlendiriliyor. Tarim alanin boyutu az, ama cok cesitli kultur yetistirmeyi oneriyorlar. Boylece farkli kulturler birbirinin buyumesini desteklemis oluyor. Bir sonraki ekimde , kulturlerin yerleri degistirilerek topragin veriminin devami saglaniyor ,ilaclamaya gerek kalmiyor.Isin ilginci buyuk boyutta tarim olmayip, cesitlilik çok oldugunda hastalikta olmuyor.
 Ayrica CECAM bir tohum bankasi durumunda. Bunun ornekleri Afrika da da var. Her ulkenin bir tohum bankasi var ve koruma altinda. 
  Meksika daki ornekte gordugumuz gibi , yerli tohum bir milletin atalarinin ,mirasini simgeliyor . Kodlari varliginda barindiriyor. Dunya tek tip olma yolunda ilerlerken, kendi degerlerini unutturmaya yonlendirilen ulkeler tohumlarla birlikte tarihlerini kaybediyorlar. Oysa yeryuzu gokkusaginin tum renklerini barindirmali. Kaybedilen her tohum, unutulan tarih demek. Oyleyse hatirlayalim ve O’na sahip cikalim

Thursday, 24 April 2014

Voltaire 'i Anlamak


   Voltaire ile olan baglantim  kucukken gordugum bir ruya ile basladi. Lise de ortaokul birinci sinifta ruyamda gordugum kisinin gercekten var oldugunu gormemle percinledi. Fransiz ihtilalinin kurucularindan sivri dilli  filozof Voltaire.
  Malesef okulda derin bir bilgim olmadi sinav sitemi fransiz ihtilalinin aydinlikci yazarlari hakkinda bilgi alsakta kitaplarini okumamistim. Matematik bolumunun isi degildi nekadar yanlis oyle degil mi. Bir matematikci ayni zamanda felsefeci olmali bir felsefeci de istatistikleri okuyabilecek kadar matematikci. Bu bolunmusluk mu tam bir birey olmamiza engel oluyor diye soruyorum kendime. Umarim ulkemde gencler istedikleri, ilgili olduklari karma bir egitim sistemiyle egitiliyorlardir.
 Dun egri bugru fransizcamla Zadig i okudum bazi seyler Candide i animsatti. Biraz simyaciyi.Candide hayatimin zorlu bir evresinde bir anda evimizdeki eski kitaplarin icinden cikmisti turkcesini okumustum kenidmi bulmustum sonra ayni gizemle kitap kaybolmustu.
  Okurken hayat hikayesinden etkilendigim Voltaire in neden ismini degistirdigini yorumlamaya calistim gercek ismi François Marie Arouet ti. Dedimki esime o bir révolter di her seye herkese karsi cikan ayaklanmaci ruhlu revolter ve ismini révolte un anagramindan  olusturmustu.
  Dogrumudur bilmemem ama aramizdaki bag hayat yolculugunda tesaduflerle ortaya cikmaya devam ediyor . Hayatin tatli gizemi olarak algiladigim  bu tesaduflari takip etmeye devam ediyorum.

  ipek

Friday, 28 February 2014

 


       Neden din ile ugrasan insanlar Allah yolunda insanlari kandirmayi en cok basaran kisiler. Cennete giden yolu ariyoruz ancak cehennemin aglarina dusuyoruz. O cehennem ki bizi umutuz sevgisiz bir karanliga donusturuyor. 
       
       Inananda bilmiyor inanmayanda  ayni yere yol aliyoruz ilerliyoruz bizi yutacak kara delige dogru . Hayalindeki tanri goruntusune inanan acaba kendine tanriyi dost edinip insanlarin ceplerini bosaltma yetkisini mi ustune aliyor?
       Bu duruma Tanri ne diyor? Hayati kolaylastirmak icin koydugu kurallarin icinde insanlari  karanlik kurumus zombilere donusmesine neden dur diemiyor.